Merzifon

merzifon,merzifon com,haber,merzifonbel,merzifonliyiz,merzifon haberleri,merzifon fotograflari, merzifon Kaymakamlığı Resmi Sitesi, merzifon Resmi Kurumları, merzifon İle İlgili Bilgi, merzifon Tarihi, merzifon Rehberi, merzifon Haberleri, merzifon Fotoğrafları, merzifon Gelenekleri, merzifon Türküleri, merzifon İstatistikleri, merzifon Haritası, merzifon Nöbetçi Eczaneleri, merzifon Köyleri, merzifon Ünlüleri, merzifon Okulları, merzifon Sağlık Kuruluşları.

Merzifon Alaca Minare Camii

Arapça olan kitabesine göre1501 yilinda yapilmistir. Tek kubbeli bir mescit olan Alaca Minare Mescidinin plani, son cemaat yeri ile birlikte muntazam bir dikdörtgen meydana getirmektedir.Dis duvarlari moloz tastan yapilmis, kirpi saçaklarla son bulmus, duvarlarda taslar arasi derz yapilmistir. Kuzey cephede beden duvarlarinin uzantisi olan yan duvarlar ile ortada bir payenin tasidigi iki sivri kemer son cemaat yerini meydana getirmektedir. Minaresinde kirmizi tugla malzemesi kullanilmistir.

Merzifon Amerikan Koleji

Şehrin Kuzeyinde ve en yüksek noktasında yaklaşık olarak otuz - kırk dekarlık bir alan üzerinde tesis edilmiş irili ufaklı muhtelif pavyonlardan oluşmuştur. Tapu sicil kaydına göre müessesenin Amerikan Misyoner Cemiyeti tarafından ilk kuruluş tarihi : Eylül 1292, (1876) dır. O zaman göre oldukça büyük ve konforlu bir Hastanesi, modern örgütlü kız ve erkeklere ait Okulu, zengin Kütüphanesi, Müzesi, Eczanesi, Laboratuarı, Marangoz Atölyesi, Sineması ve Rasathanesi vardı. Merzifon Amerikan Kolejinin sıcaklık, basınç ve yağış ölçen Rasathanesinin, 1847 den sonra Anadolu’da kurulan özel Rasatların en ciddilerinden olduğu Milli Eğitim Bakanlığınca yayınlanan «Tanzimat» adlı kitapta belirtilmektedir. Bu Koleje tahsil için Anadolu şehirlerinden başka Balkan Devletleri uyruklu öğrenciler de gelirdi. Birinci Dünya savaşı sırasında siyasî ilişkilerini kesen Amerikalılar, Koleji geçici olarak terk ettiklerinden bir süre (Şifa Yurdu) adiyle askerî hastane olarak kullanıldı. Mütarekeden sonra yöneticileri geri gelerek öğrenimi yine sürdürmeye başlamışlardır. Öğretim heyeti arasında kadın ve erkek Türk öğretmenler de bulunuyordu. Harbin henüz kesin bir barışa bağlanmadığı, mütarekenin bu karışık günlerinde Rum öğrenciler Pontus Kulübü adıyla gizli bir cemiyet (Dernek) kurulduğu, Türk öğrencilerinden birkaç uyanık genç ve bir kadın tarafından Hükümete ihbar edilmesi üzerine Amasya’daki Merkez Ordusu Komutanı’nın emriyle 28 Şubat 1337 (1921) de âni baskınla aramalar yapılmış ve Pontusculuk Teşkilâtına (örgütüne) ait birçok gizli ve zararlı belgeler elde edilmiştir. Bu cemiyetin, öğrenci veya öğretmen adı altında Koleje sokulmuş bulunan ve çoğu Samsun, Bafra yörelerinden olan Rumlar tarafından kurulduğu ve merkezinin yabancı Devletlere kadar uzandığı anlaşılmış ve zamanında yakalandıklarından atılımları yarım kalmıştır.

İstiklâl Savaşından sonra yalnız kız öğrencilere ait olarak ilkokul derecesinde (düzeyinde) ve sınırlı kadro ile yine öğretime Milli Eğitim Bakanlığınca izin verilmiş ise de 1938 yılında tüm binalar Hükümetçe satın alınarak Milli Savunma Bakanlığı emrine verilmesi sonunda, müessese tamamen dağılmıştır. Bir süre 8. Kolordu merkezi olarak kullanılmış, daha sonra Kara Astsubay Okulu’na tahsis edilmiştir.

Merzifon Saat Kulesi

Şair Ziya Paşa Amasya’da mutasarrıf iken Medresenin üzerine büyük bir Saat Kulesi kurdurmuştur. (H. 1282, M. 1866) Ziya Paşa’nın bu Saat Kulesi için şöyle bir tarihi vardır:

Sıyt’ü şân-ı Abdüîaziz’in dehre versin velvele
Halka bildirdikçe bu saat zaman-ı tâât’i
Yaptırıp yazdım ZİYA târih-i cevherdarını
Buldu şehr-i Merzifon şân çünkü geldi saati
1282

Saat kulesinin çanı Marsilya’dan getirilmiştir. Üzerinde MARSEILLE 1874 yazmaktadır.

Merzifon Bedesten

Kara Mustafa Paşa Külliyesi dahilindeki en önemli tesislerden birisi Bedesten binasıdır. Merzifon Bedesteni, günümüze kadar yıpranarak gelebilmiş dükkan üniteleri hariç, asil fonksiyonunu kaybettikten sonra, geniş hacimli iç mekanı bir müddet dokuma atölyesi, ardından tütün deposu yapılmıştır. Yakın zamanlarda Halk Eğitim Merkezi öğrencileri tarafından kullanılan bina şu anda özel bir tekstil firması tarafından üretim yeri olarak kullanılmaktadır.

Bedesten, Merzifon’un Osmanlı iktisadi tarihindeki önemini vurgulayan en önemli yapılardandır. Fakat ne yazık ki, bazı ilavelerden dolayı kısmen bozulmuş ve zamanla yıpranmıştır.

Merzifon Taş Han

Kara Mustafa Pasa külliyesine ait binalardandır. Osmanlı şehir içi hanlarının tipik bir örneğidir.İnşa kitabesi bulunmadığından yapının kesin yapılış tarihi bilinmemektedir. Vakfiye kayıtlarındaki bilgiler, plan ve mimari özellikleri yapının 17. yüzyılın üçüncü çeyreğinde inşa edilmiş olabileceğini göstermektedir.Hanın yapımında büyük ölçüde düzgün kesilmiş taşlar kullanılmıştır.Tek avlulu, kısmen üç katlı ve kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Odalarda ocak ve nişler yer almaktadır.Kapıları basık kemerli, pencereleri dikdörtgen formludur.

Hanin mevcut durumuna bakıldığında, restorasyon konusunda bu güne kadar herhangi bir müdahalede bulunulmadığı dikkat çekmektedir. Merzifon Taş Han’ın gerek plan, gerekse mimari konstrüksiyonu açısından Osmanlı hanları içerisinde çok önemli ve ayrı bir yere sahip olduğu söylenebilir. Ancak böylesine önemli bir yapının bu günkü durumu ne yazık ki bu değeri gölgelemektedir. Eğer gerekli önlemler alınmazsa yapıyı çok tehlikeli tahribatlar beklemektedir.

Merzifon Kara Mustafa Paşa Camii

Merzifon’un en büyük camisi olan Kara Mustafa Paşa Camini, Paşa’nın Rikâb-ı Hümâyun kaymakamlığı sırasında yaptırmıştır. Kitabesine göre 1666 yılında yaptırdığı anlaşılmaktadır.Tamamı dikdörtgen planda olan esas ibadet mekanı iki kısımdan müteşekkil olup, tek kubbeli olan esas kısma, kuzeyde kubbe ağırlığı, üç kemer ve iki paye üzerine bindirilmiş, böylece kuzey duvarı geriye alınarak mekan boyuna olarak genişletilmiştir. Dıştan tamamen kesme tastan yapılmış beden duvarlarının üzerinde büyük sekizgen kasnağın dört kösesinde gene sekizgen ve kule seklinde dört küçük kubbe esas kubbenin etrafını süslemektedir.

1930 yılında Merzifon’a uğrayan ve yapıyı inceleyen Gabriel’in çizdiği planda; gerek son cemaat yeri, gerek iç mekandaki bazı elemanların yerleri ve pencere sövelerinin çiziminde bazı farklılıklar vardır. Bu da yapının 1952 Vakıflar Genel Müdürlüğü onarımlarında bazı değişikliklere uğradığını gösterir. Caminin mihrabı ve minberi çok sade bir tarzda yapılmış iken, 1997 yılı yaz aylarında yapılan onarım esnasında bilinçsizce yapılan değişiklikler sonucu minber tamamen değiştirilmiş, mihrap ise büyük oranda tarihi özelliğini kaybetmiştir. Bu değişiklikler esnasında cami iç mekan elemanları ve süslemeler açısından orijinal durumunu nerdeyse tamamen kaybetmiş ve modern bir havaya bürünmüştür.

Caminin en önemli özellikleri arasında yer alan avlusundaki şadırvandır.Şadırvanın üzeri içten bağdadî tarzda kubbe, dıştan kursun kaplı, sivri pramidal bir külahla örtülüdür.Şadırvan külahı içerisinde yer alan ve (1292 hicri) 1875 miladi tarihte Zileli Emin tarafından yapılmış olan manzara resimleri “Geç Dönem Osmanlı Resim Sanatı’nın seçkin örneklerindendir.Bütün şadırvanı boydan boya çeşitli resimler kapladığından buna panorama demek daha doğrudur. Bu panoramada İstanbul’un basta minareleri, sonra sarayları, köşkleri, kışlaları, bostan dolapları, top arabaları, değirmenleri, köprüler, vazolar ..(gibi bir çok obje) yer alır

Paşa Camii 2005 yılının ilk aylarında başlayan restorasyon çalışmasıyla bir kere daha onarımdan geçirilmiştir. Aslına uygun bir tarzda restore edilmesine gayret gösterilen caminin minaresi yeni baştan yapılmıştır.

Merzifon Medrese Önü Camii (Çelebi Sultan Mehmet Camii)

Sultaniye Medresesinin yanında olmasından dolayı halk tarafından Medrese Önü Camii diye söylenegelmektedir. Fatih’in babası İkinci Sultan Murat Han tarafından yaptırılmıştır. Merzifon’un en büyük camilerindendir. Uzun yıllar askerî depo olarak kullanılmıştır. Sonraları halk tarafından esaslı onarım yapılmıştır.Uzunca bir dikdörtgen plan teskil eden caminin üzerini ahsap tavanli kiremitli bir çati örtmektedir.Caminin biri kuzeyde, digerleri dogu ve batida olmak üzere üç kapisi bulunmaktadir ki bunlardan dogu kenardaki kapinin kanatlari ahsap oymaciligi bakimindan oldukça güzeldir. Bu kapinin 1904 yangininda yok olan Ulu Camiye ait oldugu ve yangindan kurtarilarak buraya takildigi söylenmektedir.Caminin bütün tavani, Merzifon’daki diger ahsap tavanli camilerde oldugu gibi asi boyalari ile nakisli iken yapilan tamirlerde tavan degistirildiginden sadece eski kirisler üzerinde pek az nakis kalmistir. Mihrabin bütün etrafini biri dar, digeri genis iki kitabe bordürü çevirmektedir ki, bunlar Ayet-el- Kürsî’dir. Kitabesinin Arapçadan tercümesi : (Bu Cami Sultan Mehmed’in oğlu büyük Sultan Murat Han’ın emriyle yapılmıştır. Allah Mülkünü baki kılsın. (Sene: 830, M. 1420).

Merzifon Sultaniye Medresesi (Çelebi Mehmet Medresesi)

Eski Hükümet Konağı ile Çelebi Sultan Mehmet Cami arasında, üzerinde Saat Kulesi oturtulmuş olan Taş Yapı’dır. Selçuk Devleti zamanından kalmadır. Medrese ve İmaret olarak yapılmış olup Çelebi Sultan Mehmet Han tarafından padişahlığının ilk yıllarında bazı değişiklikle onarılmış ve o zaman kitabesi değiştirilmiştir. Bu Medresede ilk Müderrislik yapan zat: Kaziasker Feridettin Mehmet Çelebi’dir. Bundan sonra Mevlâna İlyas bin-i Yahya, Seyyit Şemsettin Ahmet Kırımı, Rükniddin Abdülkerim Amasî, Nizamettin Abdurrahman Afitabî gibi birçok bilgin ve fâzıl kimseler ders okutmuşlardır.Bunlardan Mevlâna İlyas Bin-i Yahya’nın kabri Şeyh Abdurrahim Rumî’nin haziresindedir (etrafı çevrilmiş kabristan). Kitabesine göre ölümü (H. 852) yılındadır. Bu zat Buhara’da tahsilini bitirip Mevlâna Hâce Mehmet Parsa’dan icazetnamesini alıp (H. 821) de Merzifon’a gelmiş, buraya hem Müderris, hem Kadı, Hem de Müfti olarak bu mansıpların her üçüne birden tayin edilmiş ve H. 852 yılında ölmüştür. (Mir’ât-ı Kâinat C. 2, S. 54) Amasya tarihine göre dersler H. 126 da tatile uğramıştır. Eskiden dershane olan hücrelerden bir kısmı bazı resmî dairelerin evrak mahzeni olarak kullanılmaktadır. Son zamanlarda bakımsızlıktan çok harap ve acınacak bir duruma gelmiş iken Belediye Reisi Kâşif Mercan’ın unutulmaz yardımıyla esaslı şekilde restore edilmiş ve bir de kitaplık tesis olunmuştur. Selçuk mimarisinin çok sanatkârane bir eseri olan kabartma yazı ve nakışlı cümle kapısı da Ankara’daki Etnografya Müzesine kaldırılmıştır.

Medresenin ön yüzünde ve yüksekteki üç bölüme ayrılmış olan mermer kitabelerin en ortasındaki yazı aynen şöyledir:

Emere bibina-i hâzihi elmedresetüşşerife
Essuîtanül-âzam sultan Mehmet bin-i Bayezit
Halledalahü sultanehü fî (817)

Medresenin cümle kapısının her iki yanlarındaki mermer duvarlar üzerinde - vaktiyle bu Medresede tahsilini yapmış öğrenciler tarafından yazıldığı anlaşılan - bazı olaylara ait notlar vardır. Duvarların muhtelif yerlerine siyah çini mürekkeple yazılmış bulunan bu notları, bazı tarihi hatıralar taşıması ve bu medreseye nerelerden öğrenci geldiğini de bize anlatması nedeniyle aynen aktarıyorum: «Vechi tahrir harf budur ki 1171 senesinde Buğdayın kilesi yirmi kuruşa verilip çek âdemler helak oldu. Ve çook âdemler dinden çıktı, katlolundu. İmza - Elhat Arabkirli Molla İbrahim». «1189 senesinin mâh-ı abrulunun - Nisan ayının - beşinci gününde bir azit şita - kış - olmuştur ki yakın vakitlerde böyle bir şita olmamıştır. Pek ziyade zahmet çekilmiştir. Gaflet olunmaya. İmza - Abdülfakir Esseyid Ali Tokadî Şahbey». «Bâis-i harf budurki 1079 senesi Rebiül-evveünin evvel cumasının kuşluk zamanı bir büyük zelzele olup nice evler ve nice camiler ve minareler yıkılıp nice canlar telef olmuştur. Ve tahririn’de olduğu. İmza okunmadı.»

O zaman defterime kaydetmiş olduğum bu notlar, 952 yılında Belediyenin yaptırdığı onarım ve duvarların temizliği esnasında silinmiştir.

Merzifon ve Köylerinde Kullanılan Yöresel Sözler

Meysimek : Önemvermek
Emme : Ama ,Lakin
Goya : Güya
Mamir : Düzgün
Helke : Bakraç ( Kova )
Çaynik : Çaydanlık
Kıynaşık : Aralık Bırakılmış
Heşlemek : Berbat Etmek
Peşkir : Havlu
Yanuç : Hamur işi çeşidi
Pıtıl : Hamur işi çeşidi
Alavun : Gürültü
Kaştarmak : Korumak,kollamak
Toftamak : Rahatlamak
Sorutmak : Ayakta beklemek
Göynek : Gömlek
Eme : Hala
Bandik : Şalvar
Yuka : İnce
Düğü : İnce Çekilmiş Bulgur
Zırıltı : Büyük
Mazarat : Yaramaz
Döğmü : Değil mi
Göresmek : Özlemek ( Göresim geldi şeklinde çok kullanılır)
Zarzalak : Leylak
Şirepe : Şerbet
Yelincek : Hafif
Seyirtmek : Hızlı Yürümek
Törememiyesice : Soyu Tükenecise
Badal : Merdiven
Pin : Kümes
Yarma : Dövülmüş Buğday
Bıldır : Geçen Yıl
Çağçoluk : Çoluk r11; Çocuk
Yelelek : İnce
Cuğuldaşmak : Bir araya gelmek
Neyniyon : Neyine Gerek ( sana ne )
Çöllek : Çok Gezen
Ağartı : Süt ürünleri ( Yoğurt gibi)
Cortlak : İşi Bitmiş (Bozulan bir şey için Cortlamış olarak çok kullanılır)
Yeğnik : Tez canlı,Hafif
Dömbüldek : Darbuka
Mostıra : Beğenilmeyen
Cingit : Çingene
Dulda : Gölge ( Yağmur yağarken ıslanmadan durulabilecek bir yer içinde kullanılır)
Aze : Sırt
Çöğrürümçüş : Tahtaravalli
Ersün : Metal Spatula
Şip Şip : Çabuk,
Dikdoruk : Kolay Sinirlelen,Kolay kabul etmeyen
Çöğmek : Çömelmek
Cıvık : Akışkan,sıvı
Şallak : Çıplak
Yağnı : Vücutda bir çok uzuvları anlatmak için kullanılır( Her yağnım ağrıyor gibi)
Yaşmak : Baş örtüsü bağlama şekli
Keçik : Baş örtüsü bağlama şekli
Böğün : Bu gün
Ferzenk : Cin Fikirli
Mıymıntı : Kolay beğenmeyen,memnun olmayan,hareketsiz yavaş olanlar içinde kullanılır
Tuman : Pantolon
Isıtma : Sıtma Hastalığı
Faraş : Küçük saplı Kürek
Buymak : Üşümek
Çalkama : Ayran
Divrek : Diri
Çur : Pardon
Ellağme : Herhalde ( Elleğem şeklinde de çok kullanılır )
Güye : Damat
Kaynata : Kayınpeder
Gubarmak : Gururlanmak
Kömüş : Manda
Tök : Hindi
Cücük : Piliç
Badik : Ördek Yavrusu
Zımzık : Yumruk
Süpürçek : Sıpatula
Süzek : Süzgeç
İlistir : Kevgir
Cırtık : Şımarık
Yoymak : Yorumlamak
Zeklenmek : Taklit Etmek
Keşik : Sıra
Erinmek : Üşenmek
Yunmak : Yıkanmak
Kiren : Kızılcık
Peklemek : Temizlemek,Ayıklamak
Saçı : Düğünde verilen hediye
Avaret : Düğünde verilen hediye
Çıştık : Havai,şımarık
Mışkırtmak : Parayı iç etmek,kendine yontmak gibi
Varıver : Gel
Sağsak : Saksağan
Börtü : Böcek
Böcük : Böcek
Çiğit : Çekirdek
Küskü : Çöp,kalıntı
Tıngır : Küçük bakraç,kova
Eyi :İyi
Neydiyon : Ne Yapıyorsun
Neydek : Ne Yapalım
Gıı : Kız ( Ne yapıyon gıı diye çok kullanılır)
Desene : Söylesene
Yörüttü : Gitti (harekete geçti)
Aleş : Bekle

Merzifonun İsgali ve Kurtulusu

Atatürk, Söylev’inde Merzifon’la ilgili olarak şunları söylemekte: “1919 yılı Mayısı’nın 19. günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüş:”

“Merzifon’la Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor.”

Atatürk Samsun’dan İstanbul’a çektiği şifreli telgrafta da: 9 Mart 1919′da yerel yönetimin haberi

olmaksızın Samsun’a çıkan iki yüz İngiliz askerine ek olarak 17 Mayıs’da yüz İngiliz askeri ile birkaç hayvan ve savaş gereçleri çıkarıldığını bildirmiştir.

9 Mart 1919′da İngilizlerin Samsun’a çıkardıkları askerlerden bir bölüğünün Merzifon’a geleceği haberi kente yayıldı. Haberi duyan Ermeni ve Rumlar sevinç gösterileri yaptılar.

15 Mart 1919′da Solter adlı bir İngiliz subayının komutasındaki birliği, Ermeni ve Rumlar Bahçecik (Urumcuk, Rumcuk) köyü köprüsüne değin giderek törenle karşıladılar.

İngilizler, Hükümet Konağı’nın önündeki direkten Osmanlı Bayrağı’nı indirerek yerine İngiliz Bayrağı çektiler. İngiliz Bayrağı çekilirken bir İngiliz askerinin jandarma erlerimizden birini itmesi üzerine, sinirleri gergin olan halk galeyana geldi. Lise öğrencisi gençlerle İngiliz askerleri arasında çatışma çıktı. Ertesi gün Merzifon halkı daha da coşarak Hükümet Konağı önünde toplanıp protesto gösterisi yapmaya başladı. bayraklarının zorla indirileceğini anlayan İngilizler, üzücü olaylara neden olmamak için halkın gözü önünde bayraklarını direkten indirip yerine Osmanlı Bayrağı’ı çekmek zorunda kaldılar.

İngilizler, cezaevinde bulunan ne kadar Ermeni, Rum tutuklu ve hükümlü varsa hepsini salıverdiler.

İşgalin ikinci günü, Rum ve Ermeni çeteleri köylerde soygun ve taşkınlıklara başladılar.

Amerikan Koleji’nde bulunan, Yakın Doğu Dayanışma Kurulu’ndan, Keçil adındaki Amerikalı, İtilaf Devletleri temsilciliğiymiş gibi davranarak ve yerel yönetime baskı yaparak gece, Hükümet Konağı’nı açtırıp gaz lambası ışığında, nüfus memurunun başında bekleyip, önceden Müslüman olarak adlarını değiştiren Ermenilerin kayıtlarını değiştirerek yerine eski adlarını yazdırdı.

İngiliz İşgal Birliği Merzifon’da kaldığı süre içinde Kara Mustafa Paşa İlkokulunu karargah olarak kullandı. Bazıları da Amerikan Koleji’ne yerleşti.

İlk gelen İngiliz askerleri Hintli Müslümanlardan oluşuyordu. Bunlardan Merzifon’da ölen bir askerin cenaze töreninde yerli halkın gösterdiği dini ilgi ve katılım kuşku uyandırdığından çok geçmeden Müslüman Hint’li askerler geri çekilerek yerlerine Müslüman olmayan Senegal askerleri getirildi.

Sayıları binleri aşan Rum çeteciler, Çarşamba, Bafra ve Samsun’dan başlayarak Merzifon’a kadar uzanan bir alanda dağlara yayılmışlar ve özellikle Samsun-Havza arasındaki köylerde Müslüman halka karşı saldırılarını iyice arttırmışlardı. Kent halkı ise birlik olup çetecilere ve İngiliz askerlerine karşı tavır aldı. Onların kent içindeki davranışlarını izleyip taşkınlık yapmalarını önledi.

Mustafa Kemal’in incelemeler yapması için Havza’dan gönderdiği Dr. İbrahim Tali(Öngören) Bey, Kaymakam Vekili, Mirzaoğlu Ahmet Bey(Eymir), Topçu Komutanı Bnb. Pire Mehmet Bey, 18. Piyade Alayı Komutanı olan Merzifon’lu Süreyya Bey ve Merzifon’un ileri gelenleriyle görüştü. İşgal güçlerine karşı nasıl davranılacağı, silah edinilmesi ve kurulacak “Ulusal Direniş” ile ilgili bilgiler verdi. Yaralı olduğu için Merzifon’da izinli bulunan Ahmet Süreyya Bey, halka önderlik ederek askeri kışladan kaçırılan silah ve cephaneyi kardeşi Hacı Raif Efendi’nin evine taşıtarak silahı olmayan halka dağıttı. Bu durumu anlayan İngilizler, halkın karşı koyacağından çekindikleri için genel bir arama yapmayı bile göze almadılar. Silahlanan Merzifon halkının morali daha da yükseldi.

Her an çıkabilecek silahlı bir çatışmaya dayanamayacaklarını anlayan İngilizler, 28 Eylül 1919 günü Merzifonr17;dan ayrılmak zorunda kaldılar. (A. Aziz Taşan)

Vehbi Cem Aşkun, “Kurtulan Merzifon” adlı kitabında, işgalin kırılması için çaba gösteren, çalışan kişilerin adlarını şöyle sıralamıştır: Kaymakam Vekili, Topçu Komutanı Pire Mehmet Bey, Ahmet Süreyya Bey, Müftü Efendi, İttihat ve Terakki ileri gelenlerinden Himmetzade Ali Efendi, Çelebizade Abdullah Efendi, Avukat Sadık Bey, Numan Beyoğlu Numan (Özer), Salihbeyzade Hüseyin Efendi (İttihat ve Terakki Partisi Başkanı), Siryelizade Rıza Efendi, Belediye Başkanı Hacı Ömer Efendi (Acar) ve diğerleri

Mehmet Fevzi (Şarman) Bey, Vehbi Cem Aşkun’a yazdığı bir mektupta, kayınbiraderi Kurmay Albay Ömer Lütfü (Yasan) Bey’den aldığı telgraf üzerine 25 Mayıs 1919r17;da Mustafa Kemal’i Havza’da karşılamaya gittiğinde, yerel örgütlenme için Mustafa Kemal’in verdiği buyruklar üzerine Müftü Vehbi Efendi’nin başkanlığında, Belediye Başkanı Hacı Ömer, Mahami Kardeşlerden Avukat Sadık Bey, Ganizade Hacı Hafız, Belediye Doktoru Hakkı ve Siryelizade Rıza Efendi tarafından” Merzifon Müdafaa-i Hukuk Derneği”kurulduğunu yazmıştır.