Merzifon

merzifon,merzifon com,haber,merzifonbel,merzifonliyiz,merzifon haberleri,merzifon fotograflari, merzifon Kaymakamlığı Resmi Sitesi, merzifon Resmi Kurumları, merzifon İle İlgili Bilgi, merzifon Tarihi, merzifon Rehberi, merzifon Haberleri, merzifon Fotoğrafları, merzifon Gelenekleri, merzifon Türküleri, merzifon İstatistikleri, merzifon Haritası, merzifon Nöbetçi Eczaneleri, merzifon Köyleri, merzifon Ünlüleri, merzifon Okulları, merzifon Sağlık Kuruluşları.


Shot with F182


Shot with F182


Shot with C160,D395


Shot with C160,D395

2  

3  
















   




Shot with F182


Shot with F182


Shot with F182

4  

Keşkek : Bütün yarma,parça et,nohut,tuz ve su kullanılarak yapılan bir Anadolu yemeğidir.Merzifon ve çevresinde sık yapıldığından ve sevildiğinden olacak ki ,yöreselleşmiştir.


İyi keşkek yapmak,yarma ve et seçimiyle,çömlek kalitesiyle,kullanılan malzemelerin birbirine oranıyla ve pişirilen fırındaki ustanın işi bilmesiyle mümkündür.

Keşkek çömleğine,istenilen oranda,iyice temizlenmiş ve pişek diye tanımlanan bütün yarma,yarmaya göre de az yağlı parça et konulur.Bir avuç kadar nohut,(Bazıları kullanmaz)yeterince tuz ve su eklenir.Çömleğin ağzı folya kağıtla ya da tabakla kapatılarak pişirilmesi için fırına(Odun fırını)verilir.Fırın gün boyu yandığı için sıcaktır,içinde kalmış olan kor da fırının köşesine çekildikten sonra çömlekler fırına yerleştirilir.Fırın sıcaklığında sabaha kadar kalan çömlekteki keşkek artık pişmiştir.

Sabah erkenden fırından alınarak eve getirilir.tahta kepçe ile çömleğin içinde iyice karıştırıldıktan ve çalındıktan sonra tabaklara alınır.Üzerine kızdırılmış tereyaplı salça sosu gezdirilir.

ESKI HAMAM (ATIK KAFIR HAMAMI)

Çok çok eskilerde, müslümanlik gelmemisken, Isa yeni dogmusken Merzifon’da Ziyokrüs adinda bir kral hüküm sürermis. Bu kralinda Varvara adinda bir kizi varmis.

O zamanlar Anadolu’da hiristiyanlik pek yokmus. Insanlar atese, putlara, günese tapiyorlarmis. Bunlar adina tapinaklar yapiyorlarmis.
Varvara adaleti seven güvenilir bir kizmis. Sehirdeki insanlara bir yere giderken esyalarini ona emanet ederlermis. Hatta kral bile yolculuga çikmadan önce anahtarlarini ona teslim edermis. Ama hiristiyanlarda Varvara’ya esyalarini birakmaya baslayinca babasi süphelenmis. Üstüne üstlük sarayda bazi fitneciler krala kizinin Isa’ya ibadet ettigini, hiristiyan oldugunu söylemisler.

- Kizin Isa’nin pesinden gidiyor. Hiristiyan olmus, diye babaya kizini gammazlamislar.

Babada bu söze kanmis. Fakat kizina da kiyamamis. Simdiki Çorum yolundan solda içerlek bir vadi tabaninda Salhan çayinin kenarindan baslayip koca bir kayayi oydurarak bir göz oda yaptirmis. Kizini bu odaya hapsetmis. Oda o sekilde yapilmis ki, gün isigi almazmis. Tek çikisida dik bir merdivenle vadi tabanindaki dereye imis.

Aradan az bir zaman geçmis ki kral, kizini rüyasinda görmüs. Kizi bir kayanin üzerinde ak-pak oturuyormus ve agliyormus. “Ben günahsizim istersen gel bak, gözlerinle gör” diyormus.

Kral ertesi sabah erkenden atlanmis. Adamlariyla birlikte kizini hapsettigi kayanin basina gitmis. Bir de ne görsün? Ayni rüyasindaki gibi kizi bir kayanin basinda oturup aglayamiyor mu? Kizini hapsettigi tastan oyulmus oda yikilmis. Yalnizca dere kiyisina inen üstü kapali merdiven kismi kalmis. Kizida merdivenin basinda oturmus agliyor. Kizina bu isin nasil oldugunu sormus:

- Aksam büyük bir gürültü ile magara basima yikildi. Ama ben kurtuldum. Yanitini almis. Kral “Bu iste bir keramet var ” diye düsünmüs.

- Ben seni bosuna suçlamisim. Adalet yerini buldu. Diyerek kziini sarayina geri getirmis.

Aradan çok zaman geçmis. Kral kizi Varvara bu kez ciddi olarak hiristiyanliga geçmis. Babasindan gizli gizli Isa’ya ibadet etmeye baslamis. Bu arada Kral Ziyokrüs’ün yine savasa gitmesi gerekmis. Kizinin hiristiyan oldugunu bilmedigi için de çagirip hazinesinin anahtarlarini ona teslim etmis. Giderkende:

- Göreyim seni ben dönünceye kadar Günes tanriya yakisir bir tapinak yaptir demistir.

Varvara’nin ise inanmadigi bir tanriya tapinak yaptirmak zoruna gittiginden kilise yaptirmaya karar vermis. “Babam dönerse hamam yaptirdim derim, dönmezse kilise olarak kullanirim” diye düsünmüs.
Kral Ziyokrüs’ün savastan dönmesi gecikmis. Kizi Varvara’da babasindan ümidini kesmis. Yaptirdigi binayi kiliseye çevirip ayinler yapmaya baslamis. Ama ne varki kral dönmüs ve kizi Varvara’yi öldürerek bugün Hira köyü yakinlarindaki “Cin kalesi” denilen tepeye günes tanrisina adak olarak gömdürmüs. Üzerine de günes tapinagi yaptirmis.

Varvara’nin yaptirdigi kilise mi hamam mi belli olmayan binayi ve diger hiristiyanlarin binalarini ise içindekilerle birlikte topraga gömdürmüs. Böylece bu rezaleti tanrisi günesten saklamak istemis.

Tüm bu olaylarin üzerinden bin yili askin bir zaman geçmis. Müslümanlar, Türkler Anadolu’ya gelmis. Bir müslüman Türk köylüsü tarlasini sürerken sapanin ucuna hamam mi kilise mi karar verilemeyen binanin bir kenari takilmis. Topragi eseledikçe topragin altinda koca bir bina yattigi anlasilmis. Sehir halki hep birlikte binayi açiga çikarmislar binanin içi samanla dolu imis.

- Bosaltmaya ugrasalim samani yakalim, demisler.

Aslinda yakmayip bosaltsalarmis daha iyi olacakmis. Çünkü binanin içi altin yaldizla islenmismis. Bu islemeler yanginla erimis yok olmus.
Bina ortaya çikinca sehirdeki hiristiyanlar binayi kilise olarak kullanmak istemisler.

- Bu bina efsanelerde adi geçen, Isa’nin havarilerinden kutsal Varvara anamizin yaptirdigi kilise olmali. Bize verin kilise olarak kullanalim, demisler.

Müslümanlar ise buranin bir kilise degil bir hamam oldugunu söylemisler. Çünkü kurnalari ve su sebekesi varmis. Yalniz su haznesi yokmus. Onu da Çelebi Mehmet yaptirmis ve bugün bile kullanilan eski hamam ortaya çikmis.

Türnük bucagina bagli Lösdügün köyünün batisinda ve Salhan çayinin yatagini teskil eden bir bogazin içerisinde “Kiz kayasi ” denilen eski bir eser vardir. Bu eser sivri bir kayanin içi oyularak yapilmis, tabanindan tepesine kadar merdivenle dolambaç bir yol açilarak tabii ve saglam bir kule sekli verilmistir. (Minare merdivenleri gibidir ama içinde insan ayakta duramaz. Oturarak inmek çikmak zorundadir.)

Yalniz halk arasinda söylendigine göre; ilk hiristiyanlar bu vadi tabanina saklanip yasamislar. Vadi tabaninda bir takim oyuklar gördüysem de insanlarin yasayabilecegi gibi derin degil. Insan eliylemi oyulmus yoksa dogal oyuklar mi onuda anlayamadim.

Ayrica Tasan daginin yuvala tepesi mevkiinde her yil yaz mevsiminde rumlar toplanir ve Varvara adindaki bu kadin azizenin adina ayinler yaparlarmis. Yaslilardan dinledim. Bugün Merzifon’da rum olmadigindan bu aliskanlik devam etmiyor. Yaslilarin eski bir manastirin kalitisi oldugunu söyledikleri yikintilara köylüler Cin kalesi demektedir. Kalintilarin manastir kalintisi mi yoksa kale kalintisi mi oldugunu anlayamadim.

Eski hamamin külhani da kendisine göre daha yakin zamanda yapilmistir. Bu da bir bakista farkedilmektedir.

Şehrin adı ile ilgili iki rivayet vardır.Birincisi;M.Ö.700r17;lü yıllarda Merzifonr17;un 4 km.doğusunda,bugün Marınca diye anılan köyün bulunduğu yerde,bölge valisi Barsevinç kendi ismini taşıyan bir kasaba inşa ettirmiştir.Bu kasabanın adı zamanla Marsevinç,Mersuvan ve Merzifon şeklini almıştır.

İkinci rivayete göre;M.Ö.222r17;de bölge valisi 5.Mihridat tarafından,bugünkü Merzifonr17;un yerinde,Merzpond adında bir kale inşa ettirilmiş ve adı Merzban,Merzifon şeklinde değişmiştir.r1;Merzr1;kelimesi Farsçar17;da r0;sınırr1;,mahal,sükunr1;,r1;fonr1;kelimesinin de Pontr17;un arapçalaştırılmış hali olduğu,dolayısıylar1;Merzifonr1;kelimesinin r0;Pond karargahır1;anlamına geldiği açıklanmıştır.

TARiHÇESİ
Bu verimli topraklar kimleri ağırlamamış,kimlere yurt olmamış ki…Kalkalotik çağdan başlayan höyükler (yerleşmeler)bunun en önemli kanıtıdır.

Yediler namı ile anılan,gölleri,bereketli toprakları ile avcılık ve tarıma uygun bu ova yaklaşık 7 bin sene önce de insanlara yurt olmuştur.Karadeniz sahiline ve orta Anadolur17;ya giden yollar Merzifonr17;da kesişmektedir.Bu nedenle çoğrafyacı ve tarihçi Strabon bu bölgeyi r0;Bin köyr1;bölgesi olarak tanımlamıştır.

Strabonr17;un bin köy olarak belirttiği bölgede yapılan Arkeolojik araştırmalarda yüzlerce höyük ve yerleşim yerinin varlığı saptanmıştır.Bu höyüklerden elde edilen seramik ve buluntulara göre Merzifon tarihinin M.Ö 5500r17;lere kadar uzandığı anlaşılmıştır.

Bu höyüklerde ilçemiz Ortaova köyü Onhoroz,Büyük,Küçük Küllük höyükleri(tepeleri)ve Hayrettin köyü höyükleri,en önemli Kalkolotik Esli tunç yerleşmeleridir.Merzifon bölgresinin Hitit döneminde de,başkent Hattusaşr17;a sınır olması nedeni ile önemli bir merkez ve yerleşim yeri olduğu görülmektedir.Bu dönemde (M.Ö.1700-700)bölgeden iki adet tabii yol geçmektedir.Bunlar:

1-Çorum-Merzifon-Havza-Kavak-samsun yolu(bu günkü kara yolunu izlemektedir.)

2-Çorum-Merzifon-Havza-Vezirköprü-Oymaağaç güzergahıdır.

Yine bu dönemde Merzifonr17;a bağlı Oymaağaç köyü önemli bir Hitit yerleşim birimidir.

Hititr17;ler çağında,Hitit ticaret yolunun güvenliği ve Kaşka saldırılarına karşı sınır karakolu niteliğinde,bugünkü Merzifon şehrinin ilk çekirdeği olan,bir kale inşa edilmiştir.Anadolur17;da görülen Karanlık Dönemde(M.Ö.1200-700),deniz kavimlerinin göçü ile Hititlerr17;in bu bölgede hakimiyetleri son bulmuştur.

Karanlık çağ sonrası M.Ö.8.yüzyılda bölgedeki Hitit kentleri üzerine yerleşen Frigler,başta Merzifon kalesi(şehir merkezi)olmak üzere çevredeki diğer Hitit yerleşim yerlerini de onarımdan geçirerek kullanmışlardır.Ayrıca Oymaağaç,Onhoroz,Büyük ve Küçük Küllük höyükleri de Frig yerleşim izleri taşımayan höyüklerdir.

M.Ö.600r17;lerde Anadolur17;ya Kafkaslardan gelen Kimmer ve İskit akınlarıyla birlikte,Anadolur17;da Frig siyasi egemenliği son bulmuştur.Merzifon ve Gümüşhacıköy civarında İskit hakimiyetinin çok kısa süreli de olsa varlığı bulunmaktadır.Bu döneme ait buluntular Gümüşhacıköy-İmirler köyündeki bir mezardan çıkarılmış olup,Amasya müzesinde sergilenmektedir.

Frig döneminden sonra Anadolur17;da ve Merzifon civarında (M.Ö.6 ve 4. Yüzyıllarda),Pers hakimiyeti görülmektedir. Anadoludaki Pers hakimiyetine M.Ö.333 Yılında yapılan İssos Savaşı ile son verilmiştir.

Egemen olan Amasyar17;yı kendilerine başkent yapan Pontos devleti kurulmuştur.Başkentin Amasya olması ile birlikte Merzifonr17;da önemli ticaret merkezi olmuştur.Merzifon,askeri savunma ve ticaret yolu güvenliği açısından önemli bir yer tutmuştur.Yaklaşık 200 Yıllık Pontos (Mitridatlar)dönemi M.Ö.47r17;de Roma Generali Sezar ile Pontos devlet kıralı II.Pharnakes arasında, antik Zile(Zela)ile Amasya arasındaki Bacul köyünde yapılan savaşta Pontos askerleri yenilmiş ve Pontos devleti hakimiyeti zayıflamıştır.Bu tarihten itibaren bölgede Roma hakimiyet dönemi başlamıştır.

Roma döneminde,Pompeius ve Lukullus savaşları esnasında Pontos şehirleri tahrip olmuştur.Anadoluyu, 131 Yılının sonbaharında ziyaret eden imparator Hadrianus,Amasya şehri ve cevresinin harap halini görmüş,kentlerin imar emrini vermiştir.Özellikle antik çağda yoğun iskan görmüş Merzifon ve civarındaki Roma köylerini de ziyaret ederek bölgede eski tapınakların onarımını, ayrıca yeni tapınakların da yapımı emrini vermiştir.

Bugünkü Karşıyaka(Neopolis)köyünde Zeus Stratios adına bir tapınak inşa ettirmiştir.Bu tapınağa ait sütun başlıkları ve sunak yazıtı Amasya Müzesi bahçesinde teşhir edilmektedir.

Bölgede huzur ve sükunetin sağlanması ile ekonomik hayat yeniden canlanmış, Merzifon şehrini çevreleyen şehir surları ve kalesi yeniden tamir edilmiş, şehir nüfusunun artmasıyla yeni mahalleler eklenmiştir.

Yine bu dönemde Merzifona bağlı olan Aktarla(Nureni)Köyü de önemli bir Roma yerleşmesi olup, 1994 Yılında Müze müdürlüğünce yapılan arkeolojik kazıda M.S.3.yüzyıla ait, Akroterli,Bezemeli bir lahit çıkarılmıştır.Lahit müze müdürlüğünde teşhir edilmektedir.

Roma İmparatorluğu ,395r17;te Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmış,Merzifon ve civarı Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) sınırları içerisinde kalmıştır.

Romanın bir devamı olan Bizans İmparatorluğunda eski yerleşmeler aynen devam etmiş ,Merzifon Şehri de bu dönemde önemli bir kültür merkezi olmuştur. Bununla birlikte 8. yüzyılın başlarında Merzifon ve civarı Arab akınlarına (Emevi ) maruz kalmış , şehir kısa bir süre Arab hakimiyetinde kaldıktan sonra tekrar Bizans hakimiyetine girmiştir.

Merzifon ovasına hakim olan ve bu bölgedeki ticaret yolu üzerinde yer alan Bulak Kalesi ,yol güvenliğini sağlamak için konulmuştur.

11. yüzyılda bölge ile birlikte Merzifon da Danişmentlerin hakimiyetine girmiştir.Şehrin İslam hakimiyetine girmesiyle, Şehirdeki Bizans eserlerinin bir kısmının cami ve medreseye dönüştürüldüğü bilinmektedir.

12. yüzyılda Selçuklu egemenliğine (II. Kılıç Arslan zamanı) giren Merzifon şehri ,Anadolur17;nun İlhanlılar hakimiyetine girmesiyle birlikte 14. Yüzyılda İlhanlı hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde, Merzifon ve havalisine yönetici olarak, Moğol kökenli valiler tayin edilmiştir.İlhanlı Hükümdarı Ebu Sait Bahadırhan bu bölgenin idaresini, Moğol Beyi Emir Çobanoğlu Demirtaşr17;a vermiştir. İlhanlı yönetiminden sonra bölge, Eratna Beyliği hakimiyetime girmiştir (1335 r11; 1341). Eratna Beyi Şadgeldi Paşa Amasya ve Merzifon civarını da idaresi altına almış,daha sonra Şadgeldi Paşar17;nın oğlu Emir Ahmet ile Kadı Burhaneddin arsında bir dizi savaşlarda sürekli el değişmiştir.

1353-1396 tarihleri arsında Merzifon ve civarı Türkmen Beylerinden Taşanoğullarının hakimiyetinde kalmıştır. Taşanoğulları Hasan ve Ali Bey zamanında, 1393 yılında Yıldırım Beyazidr17;in Amasyar17;yı işgal etmesiyle birlikte, yaklaşık 3 yıl süren mücadele sonucunda Merzifon bölgesi de Osmanlı hakimiyetine girmiştir.

Osmanlı döneminde, Sivas eyaletine bağlı Amasya Sancağının kazası olan Merzifon , önemli bir kültür merkezi olmaya devam etmiştir. 1402 yılında Yıldırım Beyazid ile Timur arasındaki savaşta dağılan Osmanlı birliğini, Amasya Şehzadesi Çelebi Sultan Mehmet yeniden sağlayarak, Osmanlı tahtına çıkmıştır.Bölgede sükunetin sağlanması ile Merzifon şehri de eski önemine kavuşmuştur. Osmanlı hakimiyetine giren şehir, Kurtuluş Savaşına kadar Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır.

I.Dünya savaşır17;ndan sonra Merzifon. 15 Mart 1919r17;da İngilizler tarafından işgal edildi.İşgal altındaki Merzifonr17;da 16 Haziran 1919r17;da büyük bir miting düzenleyerek İzmirr17;in işgali protesto edildi. O sırada Amasyar17;da bulunan Mustafa Kemal Paşa,mitingi bir telgrafla İstanbulr17;daki Harbiye Nezaretir17;ne bildirdi. Merzifonluların işgal boyunca sürdürdükleri şuurlu tepki sonucu, İngilizler 27 Eylül 1919r17;da Merzifonu terkettiler